NameLess

O BEN bu da ben

Sizi bağlayan şeylerin yok olduğunu kaybolduğunu anladığınızda ne hissedersiniz? Özgürlük mü? Rahatlama mı? Boşluk mu? Özlenir mi o bağımlılıklar… Mutlu olduğunuz ve mutsuz olduğunuz anlar. Ben üzülüyorum bu duruma… Elimde olsa zamanı geri alsam o bir daha hiç olamayacağım yaşıma geri dönsem kıymetini bilsem o zamanların. O zaman da bilmiştim kıymetini ama isterdim bir kez daha olsun o zamana dönebilmek yaşamak değil belki ama o zaman ki beni hatırlayabilmek. Hayatından memnun olan yaşamak için etrafından değil kendinden güç alan ben. Ufak şeylerle mutlu olan bunu yaparken diğerlerini de mutlu etmeye üzmemeye çalışan ben. Belki bunu okuyan eski arkadaşlarım böyle olmadığını düşünüyor olabilirler ama şu an daha acınası durumda olduğumu düşünüyorum. O zamanı, onları çok özlüyorum. 


Ben aptal mıyım?

Ben aptal mıyım? sorusunu bu sıralar çok sorar oldum kendime. Daha doğrusu bu sıralar kendime kendimle ilgili baya bir soru yöneltiyorum. Hani bir şarkı vardı “kendimi kendimden çıkarsam sıfır kalmaz” diye. Ne kadar anlayarak söylerdik acaba o şarkıyı. Değişiyoruz her saniye her an. Mesela şimdi değiştin ve şimdi de … Ne garip değil mi her geçen saniye bizlerden bir şeyler eksiltiyor bazen de bir şeyler katıyor. Ama özünde katmasının sebebi de bizlerden bir şeyler eksiltiyor olması. Eksilenlere aldırmamayı öğreniyoruz. Bunlarıda hayatımıza katılan artılar olarak görüyoruz. Mücadele etme yeteneği. Gerçekten gerekli midir böyle bir şey. Hep mücadele etmek zorunda mıyız? Sadece kendimiz olsak ve istiyorsak onu yapsak yeterli olmaz mı? İlla birilerinin gelip buna engel olması yada dalga geçmesi bizi küçük düşürmesi mi gerekiyor. Peki ya bütün bu engelleri yaratan yine bizsek. Önümüzdeki engeller sadece biz istediğimiz için ordadırlar. Biz izin verdiğimiz için üzülürüz. İzin verdiğimiz için seviliriz. Birine kalbimizin kapılarını açtığımız için aşık oluruz. Ve kalbimizi açtığımız için sonuçlarına katlanırız. Bu sonuçların üzüntü mü yoksa yeni başlangıçlar mı demek olduğuna yine biz karar veririz.

Bu senin hayatın. Şimdiye kadar yaptıklarının, yaşadıklarının bütün sorumlusu sensin.  Üzüntülerinin, sevinçlerinin, hatalarının, doğrularının, okuduğun okulun, yattığın yatağın sorumlusu sensin. Bunları değiştirebilmek, istediğin gibi yön verebilmek tamamen senin elinde. Bunu sakın unutma. 

Peki şimdi siz söyleyin ben aptal mıyım?


Arada

Arada bir ders çalışmak lazım gerek. Malum YGS ye kayıt yaptırdım ama tek bildiğim konu matematik ki onu da tam yapabilirliğim tartışma konusu. Evet acınası durumum paylaştığım insanlarda kalıcı yada geçici hiç bir etki göstermemesinin yanında kendi geleceğimle ilgili çok ama çok büyük sıkıntılarım var. Henüz ne olmak istediğim ya da kim olduğumla ilgili bir sonuca armış değilim. Lisedeyken bize felsefe dersinde “ben kimim” ile ilgili yazı yazmamız için ödev vermişlerdi ben orda arkadaşınkini geçirmiştim sanırım her şey ondan kaynaklanıyo. Kötü fena…





çok net!

(Source: dmitriystoast)


Filmlerde hep öyle olur ya… Konu onların üzerine kurulu değildir ama bir çifttirler. Sanki birbirleri için yaratılmışlardır. Öyle olmasalar da ayrılırlar üzülürler gerçekten sonra unuturlar. Filmlerde hep öyle olur ya aslında gerçek hayatta da öyledir ama bişey, biri bizi üzecek diye o kadar çok korkarız ki elimizdekinden vazgeçmek bize daha az acı verecekse de biz var olana sadık kalıp onunla birlikte daha çok acı çekmeyi tercih ederiz. Seçeneklerimizi görmezden gelmek kolayımıza gelir belkide… Gözyaşlarımızla saklamaya, rahatlamaya çalışırız. Ama ondan kurtulamadıkça ne o gözyaşlarının ne de rahatlamaya çabalamanın yorgunluğunun sonu gelir. Filmlerde hep öyle olur ya biç kutu çikolata her derde devadır. Peki benim çikolatamı kim alacak? Telefonumu değiştirdiğime hiç bu kadar pişman olmamıştım. Hayatınızın kıçı kırık bir led ışığına bağlı olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Ufacık bir yeşil ışığı görebilmek için harcanan vakit. Tamam mı yoksa devam mı oynayan beynim. Ufacık bir an dahi olsa kokusunu duymak için can atan burnum ve her reddedişinde kırılan kalbim. Siz ne dersiniz buna aşk mı bence saçmalıktan başka bişey değil. O zaman bana sorun neden buna bir dur demiyorum? Neden terk etmenin acısı daha az olacakken varlığının ve yokluğunun acısını aynı anda çekiyorum. O hiç biç zaman benim olmadı ki hiçbir zaman bana ait olmadı. Belki de olması gerekmiyordu ben gözümde fazla büyütmüştüm ama işte filmlerde hep böyle oluyor… Bazı şeyler önemini yitirebiliyor. Ya da bazıları böyle olmasını istiyor.




(Source: )





(Source: b-eatinghearts)


I don’t

even know

what we talk about

I just listen

to the sound of his voice

and to his laugh

and to the sound

of him listening

to me


15
To Tumblr, Love PixelUnion

We're updating Fluid!

Soon, we'll be updating the look and feel of this theme. Read about the changes here. You can easily turn off this notification in the theme customization panel.

Close